Seyahat, diğer insanların gözlerinden ve bakış açılarından dünya görmenizi sağlar.                                                                                                 ( Kemal Kaya )
.
.
.
.
[ Türkmenistan, Merv, Bayramali, 23.04.2014 ]

Seyahat, diğer insanların gözlerinden ve bakış açılarından dünya görmenizi sağlar.
                                                                                                ( Kemal Kaya )

.

.

.

.

[ Türkmenistan, Merv, Bayramali, 23.04.2014 ]

Seyahat, yarım yamalak ve tutarsız bir coğrafi mantığa uyum sağlamak zorunda kalan merakımızı yerle bir eder. Üniversitede aldığımız bir dersin senelik programında yer alan kitapların konularına göre değil de boyutlarına göre sınıflandırılmış olması kadar tutarsız bir mantıktır bu.

                                                      ( Alain de BOTTON,  Seyahat Sanatı )
.
.
.
.
[ İzmir, Seferihisar, Doğanbey, 30.05.2014 ]

Seyahat, yarım yamalak ve tutarsız bir coğrafi mantığa uyum sağlamak zorunda kalan merakımızı yerle bir eder. Üniversitede aldığımız bir dersin senelik programında yer alan kitapların konularına göre değil de boyutlarına göre sınıflandırılmış olması kadar tutarsız bir mantıktır bu.

                                                      ( Alain de BOTTON,  Seyahat Sanatı )

.

.

.

.

[ İzmir, Seferihisar, Doğanbey, 30.05.2014 ]

Gidilen kentin güzelliğini iyi hazmetmek gerekir: sahafları, kitap sergilerini gezmek, semt pazarlarını görmek, bir marketten alışveriş yapmak, nesnelerin ruhunu, zamanını duyabilmek isteğiyle onlara dokunmak…

                                ( Benian ÇULHAOĞLU,  Tek Başına Dünya Gezisi, 2012 )
.
.
.
.
[ İstanbul, Fatih, Eminönü, 16.04.2014 ]

Gidilen kentin güzelliğini iyi hazmetmek gerekir: sahafları, kitap sergilerini gezmek, semt pazarlarını görmek, bir marketten alışveriş yapmak, nesnelerin ruhunu, zamanını duyabilmek isteğiyle onlara dokunmak…

                                ( Benian ÇULHAOĞLU,  Tek Başına Dünya Gezisi, 2012 )

.

.

.

.

[ İstanbul, Fatih, Eminönü, 16.04.2014 ]

Kurulabilecek bir başka paralellik bana daha anlamlı geliyor. Çünkü bu çağdaş lezzetler, ister istemez hilelidir. Sadece psikolojik niteliklerinden ötürü değil kuşkusuz; ama anlatan ne kadar namuslu olursa olsun, onları bize gerçekte oldukları gibi getiremez, bu artık mümkün değildir. Onları kabul edebilmemiz için, önceden dönüştürülmeleri gereklidir. En içten davranan gezginlerin belki farkına varmadan gerçekleştirdikleri bu işlem sonucunda anılar ayıklanmakta, kısmen örtülmekte ve gerçekler verilmiş çerçeveye uydurulmaktadır.

                                     ( Claude LEVI-STRAUSS,  Hüzünlü Dönenceler, 1955 )
.
.
.
.
[ İstanbul, Beyoğlu, İstiklal Caddesi, 16.04.2014 ]

Kurulabilecek bir başka paralellik bana daha anlamlı geliyor. Çünkü bu çağdaş lezzetler, ister istemez hilelidir. Sadece psikolojik niteliklerinden ötürü değil kuşkusuz; ama anlatan ne kadar namuslu olursa olsun, onları bize gerçekte oldukları gibi getiremez, bu artık mümkün değildir. Onları kabul edebilmemiz için, önceden dönüştürülmeleri gereklidir. En içten davranan gezginlerin belki farkına varmadan gerçekleştirdikleri bu işlem sonucunda anılar ayıklanmakta, kısmen örtülmekte ve gerçekler verilmiş çerçeveye uydurulmaktadır.

                                     ( Claude LEVI-STRAUSS,  Hüzünlü Dönenceler, 1955 )

.

.

.

.

[ İstanbul, Beyoğlu, İstiklal Caddesi, 16.04.2014 ]

Yürüyüş dünyanın açıklığına yeniden kavuşmayı sağlayan anlamı yavaş yavaş üretir. İnsan çoğu zaman kendi dışına atıldıktan sonra yeni bir çekim merkezi bulabilmek için yürür. Kat edilen yol cesaretsizlik ve yorgunluk doğuran bir labirenttir ama bu labirentin tamamıyla içsel bir çıkışı vardır ki orada insan bu deneyimi kendi lehine çeviren anlamlar ve mutluluklar bulur.

                                                             ( David le BRETON, Yürümeye Övgü )
.
.
.
.
[ İstanbul, Beyoğlu, Harbiye, 17.04.2014 ]

Yürüyüş dünyanın açıklığına yeniden kavuşmayı sağlayan anlamı yavaş yavaş üretir. İnsan çoğu zaman kendi dışına atıldıktan sonra yeni bir çekim merkezi bulabilmek için yürür. Kat edilen yol cesaretsizlik ve yorgunluk doğuran bir labirenttir ama bu labirentin tamamıyla içsel bir çıkışı vardır ki orada insan bu deneyimi kendi lehine çeviren anlamlar ve mutluluklar bulur.

                                                             ( David le BRETON, Yürümeye Övgü )

.

.

.

.

[ İstanbul, Beyoğlu, Harbiye, 17.04.2014 ]

Kentler de insanlar gibi, doğar, yaşar ve ölürler. Aradaki fark, kentlerin, doğum, yaşam, ölüm süreçlerinin çok daha uzun bir süreye, yıllara değil, yüzyıllara, belki bin yıllara yayılması.

                                             ( Ataol BEHRAMOĞLU, Yurdu Teninde Duymak )
.
.
.
.
[ İstanbul, Beyoğlu, Galata, 16.04.2014 ]

Kentler de insanlar gibi, doğar, yaşar ve ölürler. Aradaki fark, kentlerin, doğum, yaşam, ölüm süreçlerinin çok daha uzun bir süreye, yıllara değil, yüzyıllara, belki bin yıllara yayılması.

                                             ( Ataol BEHRAMOĞLU, Yurdu Teninde Duymak )

.

.

.

.

[ İstanbul, Beyoğlu, Galata, 16.04.2014 ]

Yapacağınız her gezi dünyaya açılan pencereler gibidir. İçeride oturmak yerine açın pencerelerinizi, farklı bir gün batımı, tatlı bir rüzgar, başka denizler kuşatsın her yanınızı.

                             ( Benian ÇULHAOĞLU,  Tek Başına Dünya Gezisi, 2012 )

.
.
.
.
[ Antalya, Muratpaşa, Karpuzkaldıran, 31.05.2014 ]

Yapacağınız her gezi dünyaya açılan pencereler gibidir. İçeride oturmak yerine açın pencerelerinizi, farklı bir gün batımı, tatlı bir rüzgar, başka denizler kuşatsın her yanınızı.

                             ( Benian ÇULHAOĞLU,  Tek Başına Dünya Gezisi, 2012 )

.

.

.

.

[ Antalya, Muratpaşa, Karpuzkaldıran, 31.05.2014 ]

Karada, elli kilometrelik bir yolculuk sonunda sanki başka bir gezegene ulaşmış olma duygusuna kapılabilirsiniz; oysa 3000 kilometre boyunca Okyanus, hiç olmazsa alışık olmayan gözler için, hiç değişmeyen bir görünüm sergiler.

                                      ( Claude LEVI-STRAUSS,  Hüzünlü Dönenceler, 1955 )
.
.
.
.
[ Türkiye, Antalya, Akdeniz, 30.05.2014 ]

Karada, elli kilometrelik bir yolculuk sonunda sanki başka bir gezegene ulaşmış olma duygusuna kapılabilirsiniz; oysa 3000 kilometre boyunca Okyanus, hiç olmazsa alışık olmayan gözler için, hiç değişmeyen bir görünüm sergiler.

                                      ( Claude LEVI-STRAUSS,  Hüzünlü Dönenceler, 1955 )

.

.

.

.

[ Türkiye, Antalya, Akdeniz, 30.05.2014 ]

Kendimde bir değişme duyumsamıyor olmama rağmen, bu dağ servisi kumda geri çekilen bir dalga gibi beni terk ediyor. Benim düşüncelerim değişmedi ama dağlar beni bırakıyor. Aynı sevinçler, çok uzun sürelerle ve çok yoğun biçimde peşlerinden koştuğum için şimdi beni daha az etkiliyor.
Şimdi ormandır beni cezbeden. Onda dağda bulduğum güzelliklerin aynını buluyorum, ama daha asude ve daha güler yüzlü bir biçimde.
Bizim kentlerimiz kadar yoğun ormanda bir toplum oluşturan başka varlıklar yaşıyordu ve bu toplum, içinde çılgınca ilerlediğimiz çöllerden çok daha güçlü bir şekilde bizi uzağında tutmuştu. Bir ağaç ve bitki topluluğu insanı uzaklaştırır ve o geçer geçmez izlerini örter. Ormanın içine girmek çoğu zaman güçtür. Orman, içine dalan insandan, dağın yürüyüşçülerden çok daha hoyratça talep ettiği tavizleri bekler.
Orada otlar, çiçekler, mantarlar ve böcekler keyiflerince, göstereceğimiz sabra ve alçak gönüllülüğe bağlıdır. Dış dünya ile bağımızı kopartmak için yirmi otuz metre orman yeterlidir; belki göze daha az güzel görünen ama insanın ruhunu daha fazla etkileyen diğer iki duyuyu, işitme ve koklamayı öne çıkaran bir başka evren öncekinin yerine geçer. Kaybolduğu sanılan güzellikler yeniden ortaya çıkar: sessizlik, serinlik ve huzur…

                                 ( Claude LEVI-STRAUSS,  Hüzünlü Dönenceler, 1955 )
.
.
.
.
[ Ankara, Kızılcahamam, Yukarıkaraören, 04.06.2014 ]

Kendimde bir değişme duyumsamıyor olmama rağmen, bu dağ servisi kumda geri çekilen bir dalga gibi beni terk ediyor. Benim düşüncelerim değişmedi ama dağlar beni bırakıyor. Aynı sevinçler, çok uzun sürelerle ve çok yoğun biçimde peşlerinden koştuğum için şimdi beni daha az etkiliyor.

Şimdi ormandır beni cezbeden. Onda dağda bulduğum güzelliklerin aynını buluyorum, ama daha asude ve daha güler yüzlü bir biçimde.

Bizim kentlerimiz kadar yoğun ormanda bir toplum oluşturan başka varlıklar yaşıyordu ve bu toplum, içinde çılgınca ilerlediğimiz çöllerden çok daha güçlü bir şekilde bizi uzağında tutmuştu. Bir ağaç ve bitki topluluğu insanı uzaklaştırır ve o geçer geçmez izlerini örter. Ormanın içine girmek çoğu zaman güçtür. Orman, içine dalan insandan, dağın yürüyüşçülerden çok daha hoyratça talep ettiği tavizleri bekler.

Orada otlar, çiçekler, mantarlar ve böcekler keyiflerince, göstereceğimiz sabra ve alçak gönüllülüğe bağlıdır. Dış dünya ile bağımızı kopartmak için yirmi otuz metre orman yeterlidir; belki göze daha az güzel görünen ama insanın ruhunu daha fazla etkileyen diğer iki duyuyu, işitme ve koklamayı öne çıkaran bir başka evren öncekinin yerine geçer. Kaybolduğu sanılan güzellikler yeniden ortaya çıkar: sessizlik, serinlik ve huzur…

                                 ( Claude LEVI-STRAUSS,  Hüzünlü Dönenceler, 1955 )

.

.

.

.

[ Ankara, Kızılcahamam, Yukarıkaraören, 04.06.2014 ]

Seyahat, her şeyin kendi tarzında güzel olduğunu gösterir.                                                                  ( Kemal Kaya )
.
.
.
.
[ Ankara, Kızılcahamam, Uğurlu, 04.06.2014 ]

Seyahat, her şeyin kendi tarzında güzel olduğunu gösterir.
                                                                 ( Kemal Kaya )

.

.

.

.

[ Ankara, Kızılcahamam, Uğurlu, 04.06.2014 ]

Ben ne zamanÖyle durup dururkenÖyle damdan düşer gibiAçıp seni okumaya başlasamAnlıyorum ki,Bahar gelmişAnlıyorum ki,Kaçmak sürüklenmek vaktiDolaşmak Galata’da Hisar’daBırakmak işi gücüUnutmak ekmeği tuzuÇıkarıp potinleriDenize daldırmak vaktiYalın ayakları.Ben ne zamanÖyle durup dururken,Öyle damdan düşer gibiAçıp seni okumaya başlasamAnlıyorum kiMahvolmuşum…                           ( Orhan Veli Kanık )
.
.
.
.
.
[ Ankara, Kızılcahamam, Üçbaş, 04.06.2014 ]
Ben ne zaman
Öyle durup dururken
Öyle damdan düşer gibi
Açıp seni okumaya başlasam
Anlıyorum ki,
Bahar gelmiş
Anlıyorum ki,
Kaçmak sürüklenmek vakti
Dolaşmak Galata’da Hisar’da
Bırakmak işi gücü
Unutmak ekmeği tuzu
Çıkarıp potinleri
Denize daldırmak vakti
Yalın ayakları.
Ben ne zaman
Öyle durup dururken,
Öyle damdan düşer gibi
Açıp seni okumaya başlasam
Anlıyorum ki
Mahvolmuşum…

                           ( Orhan Veli Kanık )
.

.

.

.

.

[ Ankara, Kızılcahamam, Üçbaş, 04.06.2014 ]

 
Yaşayan her insan kendi yolunu bulur. 

                             ( Cengiz Aytmatov )
.
.
.
.
[ Ankara, Kızılcahamam, Taşlıca, 04.06.2014 ]

 

Yaşayan her insan kendi yolunu bulur.

                             ( Cengiz Aytmatov )

.

.

.

.

[ Ankara, Kızılcahamam, Taşlıca, 04.06.2014 ]

Zordur benimle yürümek. 
Bunu benimle yola çıkanlar bilir; 
hepsi yarı yolda gittiler. 
Suç kimde (?) 
Ben zoru seviyorum, onlar sevmiyor.
Yapacak bir şey yok. 
Suçum var mı? 
Tabi ki var. 
“Zor yola, kolay kişilerle çıkmak” en büyük hatam.

                                            ( Charles Bukowski )
.
.
.
.
[ Ankara, Kızılcahamam, Akdoğan, 04.06.2014 ]

Zordur benimle yürümek.

Bunu benimle yola çıkanlar bilir;

hepsi yarı yolda gittiler.

Suç kimde (?)

Ben zoru seviyorum, onlar sevmiyor.

Yapacak bir şey yok.

Suçum var mı?

Tabi ki var.

“Zor yola, kolay kişilerle çıkmak” en büyük hatam.

                                            ( Charles Bukowski )

.

.

.

.

[ Ankara, Kızılcahamam, Akdoğan, 04.06.2014 ]

Abbas’ın yolu uzundur, bitmez. Abbas anasından doğmuştur, anasından doğduğu günden beri yolcudur. Az gider, uz gider, gece gider, gündüz gider, yavuz gider. Eninde sonunda yolcudur Abbas.

                                                                     ( Attilâ İLHAN, Abbas Yolcu, 2004 )
.
.
.
.
[ Ankara, Gölbaşı, Mogan Gölü, 22.03.2014 ]

Abbas’ın yolu uzundur, bitmez. Abbas anasından doğmuştur, anasından doğduğu günden beri yolcudur. Az gider, uz gider, gece gider, gündüz gider, yavuz gider. Eninde sonunda yolcudur Abbas.

                                                                     ( Attilâ İLHAN, Abbas Yolcu, 2004 )

.

.

.

.

[ Ankara, Gölbaşı, Mogan Gölü, 22.03.2014 ]

Gezmek, keşfetmek ve tanımak istiyorsanız:
 * Hemen kalkın ve silkinin.
* Konfordan uzaklaşın, sadeliğe yönelin.
* Tüketici bireyden yalınlığa dönüşün.
* Bakarken gören, işitirken duyan, dinlerken anlayan biri olun.
* Daima keşfedin, hayatı keşfedin.
* Kayıt tutun.
* İçinizdeki “öteki ben”i arayın.

                       ( Buket UZUNER, Şehir Romantiğinin Günlüğü )
.
.
.
.
[ Ankara, Çubuk, Yukarıobruk, 05.03.2014 ]

Gezmek, keşfetmek ve tanımak istiyorsanız:

 * Hemen kalkın ve silkinin.

* Konfordan uzaklaşın, sadeliğe yönelin.

* Tüketici bireyden yalınlığa dönüşün.

* Bakarken gören, işitirken duyan, dinlerken anlayan biri olun.

* Daima keşfedin, hayatı keşfedin.

* Kayıt tutun.

* İçinizdeki “öteki ben”i arayın.

                       ( Buket UZUNER, Şehir Romantiğinin Günlüğü )

.

.

.

.

[ Ankara, Çubuk, Yukarıobruk, 05.03.2014 ]