Seyahat, diğer kültürlerle ve insanlarla farkındalığı artırır.                                                                  ( Kemal Kaya )
.
.
.
.
[ Ankara, Altındağ, Ankara Kalesi, 08.04.2014 ]

Seyahat, diğer kültürlerle ve insanlarla farkındalığı artırır.
                                                                 ( Kemal Kaya )

.

.

.

.

[ Ankara, Altındağ, Ankara Kalesi, 08.04.2014 ]

Yürüyüş dünyaya açılmadır. İnsanı mutlu yaşam duyguları içinde yeniden oluşturur. Tam bir duyumsallık isteyen derin düşünmenin etkin bir biçimine sokar insanı. İnsan bazen yürüyüşten değişmiş olarak döner ve çağdaş yaşamlarımızda ağır basan ivediliğe boyun eğmekten çok zamanın keyfini çıkarmaya eğilimli hisseder. Yürümek geçici ya da kalıcı olarak bedenle yaşamaktır. Ormanlarda, yollarda yada patikalarda yürümek dünyanın düzensizlikleri karşısında gittikçe artan sorumluluklarımızdan uzaklaştırmaz bizi, soluklanmamızı, duyularımızı keskinleştirmemizi, meraklarımızı yenilememizi sağlar. Yürüyüş çoğu zaman insanın kendi içinde yoğunlaşmasını sağlayan bir dönemeçtir.

                                                        ( David le BRETON, Yürümeye Övgü )
.
.
.
.
[ Ankara, Kazan, 23.08.2014 ]

Yürüyüş dünyaya açılmadır. İnsanı mutlu yaşam duyguları içinde yeniden oluşturur. Tam bir duyumsallık isteyen derin düşünmenin etkin bir biçimine sokar insanı. İnsan bazen yürüyüşten değişmiş olarak döner ve çağdaş yaşamlarımızda ağır basan ivediliğe boyun eğmekten çok zamanın keyfini çıkarmaya eğilimli hisseder. Yürümek geçici ya da kalıcı olarak bedenle yaşamaktır. Ormanlarda, yollarda yada patikalarda yürümek dünyanın düzensizlikleri karşısında gittikçe artan sorumluluklarımızdan uzaklaştırmaz bizi, soluklanmamızı, duyularımızı keskinleştirmemizi, meraklarımızı yenilememizi sağlar. Yürüyüş çoğu zaman insanın kendi içinde yoğunlaşmasını sağlayan bir dönemeçtir.

                                                        ( David le BRETON, Yürümeye Övgü )

.

.

.

.

[ Ankara, Kazan, 23.08.2014 ]

Geziler çoğu zaman mekanda hareket gibi düşünülür. Bu yetersizdir. Bir gezi aynı anda hem mekanda hem zamanda hem de toplumsal sıradüzen içinde gerçekleşir. Her izlenim ancak birbirine bağlı olarak bu üç eksene göre tanımlanabilir ve sadece mekan üç boyutlu olduğuna göre, demek ki yolculuğu tanımlayabilmek için en az beş boyut gereklidir.

                               ( Claude LEVI-STRAUSS,  Hüzünlü Dönenceler, 1955 )
.
.
.
.
[ Ankara, Kazan, 23.08.2014 ]

Geziler çoğu zaman mekanda hareket gibi düşünülür. Bu yetersizdir. Bir gezi aynı anda hem mekanda hem zamanda hem de toplumsal sıradüzen içinde gerçekleşir. Her izlenim ancak birbirine bağlı olarak bu üç eksene göre tanımlanabilir ve sadece mekan üç boyutlu olduğuna göre, demek ki yolculuğu tanımlayabilmek için en az beş boyut gereklidir.

                               ( Claude LEVI-STRAUSS,  Hüzünlü Dönenceler, 1955 )

.

.

.

.

[ Ankara, Kazan, 23.08.2014 ]

Gezmek için gerekli dört faktör: sağlık, istek, para ve zamandır. Sorarım size, yıllarca seyahat etmeyi erteleyip emekli olunca şöyle bir tura çıkacağım dediğinizde diğer üç faktörün durumu ne olacak? Hayallerinizi bir an önce gerçekleştirin, ertelemeyin. Endişelenecek bir şey yok. 
Hayatın kendisi zaten bir yolculuk değil mi?

                            ( Benian ÇULHAOĞLU,  Tek Başına Dünya Gezisi, 2012 )
.
.
.
.
[ Ankara, Kazan, 23.08.2014 ]

Gezmek için gerekli dört faktör: sağlık, istek, para ve zamandır. Sorarım size, yıllarca seyahat etmeyi erteleyip emekli olunca şöyle bir tura çıkacağım dediğinizde diğer üç faktörün durumu ne olacak? Hayallerinizi bir an önce gerçekleştirin, ertelemeyin. Endişelenecek bir şey yok.

Hayatın kendisi zaten bir yolculuk değil mi?

                            ( Benian ÇULHAOĞLU,  Tek Başına Dünya Gezisi, 2012 )

.

.

.

.

[ Ankara, Kazan, 23.08.2014 ]

Seyahat, dünyanın ne kadar küçük olduğunu gösterir.                                                           ( Kemal Kaya )
.
.
.
.
[ Ankara, Kazan, 23.08.2014 ]

Seyahat, dünyanın ne kadar küçük olduğunu gösterir.
                                                          ( Kemal Kaya )

.

.

.

.

[ Ankara, Kazan, 23.08.2014 ]

Gün doğuşu bir prelüddür, gün batışı ise, başta çalınmak yerine eski operalarda rastladığı gibi sonda çalınan bir uvertürdür. Güneşin yüzü, daha sonra olacakları ilan eder: günün ilk saatleri yağışlı olacaksa soluk ve kurşunidir; aydınlık saçan bir ışık parlayacaksa eğer, pembedir, hafiftir, köpük köpüktür. Ama şafak, günün sonrası için bir hüküm vermez. Meteorolojik eylemi başlatır ve yağmur yağacak der, ya da hava açık olacak. Gün batışı ise bambaşkadır; bir başlangıcı, bir ortası, bir sonu olan tam bir gösteridir. Ve bu gösteri, on iki saat süresince birbirlerini izleyen mücadelelerin, zaferlerin ya da yenilgilerin bir tür, hem küçültülmüş hem de yavaşlatılmış görüntüsünü verir. Şafak sadece bir günün başlangıcıdır; grup ise bir yinelemedir. 
İnsanların batan güneşi doğan güneşten daha dikkatle izlemelerinin nedeni işte budur: şafak onlara sadece, termometrenin ve barometrenin işaretlerine ek bir bilgi verir.
Gün batışının birbirinden iyice farklı iki aşaması vardır. Güneş, başlangıçta bir mimardır. Sadece daha sonra (ışınları doğrudan bize ulaşmayıp, yansıdıklarında) bir ressam olur. Ufukta kaybolunca, ışığı azalır ve her an daha karmaşık düzlemleri ortaya çıkarır. Doğrudan gelen ışık perspektifin düşmanıdır; ama günle gece arasında, geçici olduğu ölçüde masalsı bir mimariye zaman kalır. Karanlıkla birlikte her şey yeniden, harikulade renklere boyalı bir Japon feneri gibi düzenlenir
                                      ( Claude LEVI-STRAUSS,  Hüzünlü Dönenceler, 1955 )
.
.
.
.
[ Ankara, Kazan, 23.08.2014 ]
 

 

Gün doğuşu bir prelüddür, gün batışı ise, başta çalınmak yerine eski operalarda rastladığı gibi sonda çalınan bir uvertürdür. Güneşin yüzü, daha sonra olacakları ilan eder: günün ilk saatleri yağışlı olacaksa soluk ve kurşunidir; aydınlık saçan bir ışık parlayacaksa eğer, pembedir, hafiftir, köpük köpüktür. Ama şafak, günün sonrası için bir hüküm vermez. Meteorolojik eylemi başlatır ve yağmur yağacak der, ya da hava açık olacak. Gün batışı ise bambaşkadır; bir başlangıcı, bir ortası, bir sonu olan tam bir gösteridir. Ve bu gösteri, on iki saat süresince birbirlerini izleyen mücadelelerin, zaferlerin ya da yenilgilerin bir tür, hem küçültülmüş hem de yavaşlatılmış görüntüsünü verir. Şafak sadece bir günün başlangıcıdır; grup ise bir yinelemedir.

İnsanların batan güneşi doğan güneşten daha dikkatle izlemelerinin nedeni işte budur: şafak onlara sadece, termometrenin ve barometrenin işaretlerine ek bir bilgi verir.

Gün batışının birbirinden iyice farklı iki aşaması vardır. Güneş, başlangıçta bir mimardır. Sadece daha sonra (ışınları doğrudan bize ulaşmayıp, yansıdıklarında) bir ressam olur. Ufukta kaybolunca, ışığı azalır ve her an daha karmaşık düzlemleri ortaya çıkarır. Doğrudan gelen ışık perspektifin düşmanıdır; ama günle gece arasında, geçici olduğu ölçüde masalsı bir mimariye zaman kalır. Karanlıkla birlikte her şey yeniden, harikulade renklere boyalı bir Japon feneri gibi düzenlenir

                                      ( Claude LEVI-STRAUSS,  Hüzünlü Dönenceler, 1955 )

.

.

.

.

[ Ankara, Kazan, 23.08.2014 ]

 

 

Yürüyüş kimi zaman sadece yol boyunca kendimiz hakkında düşünmek için bol zaman bıraktığından değil bazı durumlarda da geride bıraktığımız zamana götüren ve belirsiz ve bulanık anıları ortaya çıkaran bir yol çizdiğinden yeniden kavuşulan bellektir. Yürüyüş bu durumda ölüm, nostalji, hüzünle yan yanadır, bir ağacın, bir evin, bir ırmağın ya da bir çavlanın, kimi zaman bir patikanın ya da sokağın dönemecinde rastlanan yaşlı bir yüz sayesinde zamanı uyandırır.

                                                             ( David le BRETON, Yürümeye Övgü )
.
.
.
.
[ Ankara, Kazan, 23.08.2014 ]

Yürüyüş kimi zaman sadece yol boyunca kendimiz hakkında düşünmek için bol zaman bıraktığından değil bazı durumlarda da geride bıraktığımız zamana götüren ve belirsiz ve bulanık anıları ortaya çıkaran bir yol çizdiğinden yeniden kavuşulan bellektir. Yürüyüş bu durumda ölüm, nostalji, hüzünle yan yanadır, bir ağacın, bir evin, bir ırmağın ya da bir çavlanın, kimi zaman bir patikanın ya da sokağın dönemecinde rastlanan yaşlı bir yüz sayesinde zamanı uyandırır.

                                                             ( David le BRETON, Yürümeye Övgü )

.

.

.

.

[ Ankara, Kazan, 23.08.2014 ]

Ruhuna seyahat nefesi üflenerek doğmuş gezginler…

                        ( Benian ÇULHAOĞLU,  Tek Başına Dünya Gezisi, 2012 )
.
.
.
.
[Ankara, Kazan, 23.08.2014 ]

Ruhuna seyahat nefesi üflenerek doğmuş gezginler…

                        ( Benian ÇULHAOĞLU,  Tek Başına Dünya Gezisi, 2012 )

.

.

.

.

[Ankara, Kazan, 23.08.2014 ]

Kendinizi mutsuz hissettiğinizde seyahat edin, çünkü çikolatayı gezerken de yersiniz…

                                                                                        ( Uğur Güçarslan )
.
.
.
.
[ Ankara, Kazan, Günbaşı, 23.08.2014 ]

Kendinizi mutsuz hissettiğinizde seyahat edin, çünkü çikolatayı gezerken de yersiniz…

                                                                                        ( Uğur Güçarslan )

.

.

.

.

[ Ankara, Kazan, Günbaşı, 23.08.2014 ]

Keşif, bir baştan bir başa yürüdüğünüz bir güzergah olmaktan çok, bir eşelemedir; genelde sır vermeyen ufukların yorumlanabilmesini ve anlaşılmasını sağlayan, geçici bir görüntüdür; peyzajın bir parçasıdır, ya da gelip geçerken yakalanan bir düşüncedir.

                                     ( Claude LEVI-STRAUSS,  Hüzünlü Dönenceler, 1955 )
.
.
.
.
[ Ankara, Çankaya, 50. Yıl Parkı, 21.08.2014 ]

Keşif, bir baştan bir başa yürüdüğünüz bir güzergah olmaktan çok, bir eşelemedir; genelde sır vermeyen ufukların yorumlanabilmesini ve anlaşılmasını sağlayan, geçici bir görüntüdür; peyzajın bir parçasıdır, ya da gelip geçerken yakalanan bir düşüncedir.

                                     ( Claude LEVI-STRAUSS,  Hüzünlü Dönenceler, 1955 )

.

.

.

.

[ Ankara, Çankaya, 50. Yıl Parkı, 21.08.2014 ]

Bereket versin: Biz dünyanın kentlerine, ormanlara, dağlara, çöllere doğru yola çıkacağız, başka görüntüler, başka duyumsallıklar biriktireceğiz, başka yerler, başka yüzler keşfedeceğiz, yazmak için bahaneler arayacağız, bakışımızı yenileyeceğiz ve hiçbir zaman dünyanın araba lastiklerinden çok ayaklar için yaratılmış olduğunu asla unutmayacağız hiç.

                                                            ( David le BRETON, Yürümeye Övgü )
.
.
.
.
[ Ankara, Çankaya, 50. Yıl Parkı, 21.08.2014 ]

Bereket versin: Biz dünyanın kentlerine, ormanlara, dağlara, çöllere doğru yola çıkacağız, başka görüntüler, başka duyumsallıklar biriktireceğiz, başka yerler, başka yüzler keşfedeceğiz, yazmak için bahaneler arayacağız, bakışımızı yenileyeceğiz ve hiçbir zaman dünyanın araba lastiklerinden çok ayaklar için yaratılmış olduğunu asla unutmayacağız hiç.

                                                            ( David le BRETON, Yürümeye Övgü )

.

.

.

.

[ Ankara, Çankaya, 50. Yıl Parkı, 21.08.2014 ]

Ah! Yollara çıkmak lazım şimdi…
 
Geride tükenmez krizler, nafile rutinler, virane ilişkiler bırakarak
Yelken şişirmek lazım…
Doldurup bavula ertelenmiş coşkuları, rüzgarları sırtlamak,
Martıların peşine düşüp asfalt bilmez topraklara koşmak lazım…
Serseri bir şişede imzasız mektup olup 
Meçhul kıyılara vurmak lazım…
Kış bastırdıkça baharın izini sürmek lazım…
Unutulmuş paslı bir hançer gibi çekilmek kınından
Ve yollara sürtündükçe yeniden bilenip ışımak lazım…
Ah! Gökten yıldız yağıyordur oralarda;
Dallar hazdan kırılıyordur.
 
Şimdi uzaklarda olmak lazım…

                                                     ( Can DÜNDAR,  Uzaklar, 2002 )
.
.
.
.

[ Ankara, Kızılcahamam, Alibey, 17.08.2014 ]

Ah! Yollara çıkmak lazım şimdi…

 

Geride tükenmez krizler, nafile rutinler, virane ilişkiler bırakarak

Yelken şişirmek lazım…

Doldurup bavula ertelenmiş coşkuları, rüzgarları sırtlamak,

Martıların peşine düşüp asfalt bilmez topraklara koşmak lazım…

Serseri bir şişede imzasız mektup olup

Meçhul kıyılara vurmak lazım…

Kış bastırdıkça baharın izini sürmek lazım…

Unutulmuş paslı bir hançer gibi çekilmek kınından

Ve yollara sürtündükçe yeniden bilenip ışımak lazım…

Ah! Gökten yıldız yağıyordur oralarda;

Dallar hazdan kırılıyordur.

 

Şimdi uzaklarda olmak lazım…

                                                     ( Can DÜNDAR,  Uzaklar, 2002 )

.

.

.

.

[ Ankara, Kızılcahamam, Alibey, 17.08.2014 ]

Kimi zaman hiçbir şey anlayamadığım, daha da kötüsü, sıkıntı veren ve alay konusu gibi gelen şaşırtıcı şeylerle çektiğin kalıntıları peşinde koşan çağdaş bir gezgin gibiyim. Ve her iki durumda da, üstelik sanıldığından da fazla, kaybediyorum: çünkü bir takım gölgeler karşısında sıkıntıdan bunalırken, o anda biçimlenen gerçek görünüme, onu gözlemleyebilmek için gerekli duyulardan yoksun olduğumdan ötürü, kapalı değil miyim? Birkaç yüzyıl sonra, aynı yerde, en az benim kadar umutsuz bir başka gezgin, benim görebilecekken gözden kaçırdığım şeylerin yok oluşu karşısında gözyaşı dökecektir. İkili bir sakatlığın kurbanıyım. Gördüğüm, keşfettiğim her şey beni yaralıyor; ama durmaksızın, yeterince çevreme bakamamaktan ötürü kendimi suçluyorum.

                                    ( Claude LEVI-STRAUSS,  Hüzünlü Dönenceler, 1955 )
.
.
.
.
[ Ankara, Kızılcahamam, Gölköy, 17.08.2014 ]

Kimi zaman hiçbir şey anlayamadığım, daha da kötüsü, sıkıntı veren ve alay konusu gibi gelen şaşırtıcı şeylerle çektiğin kalıntıları peşinde koşan çağdaş bir gezgin gibiyim. Ve her iki durumda da, üstelik sanıldığından da fazla, kaybediyorum: çünkü bir takım gölgeler karşısında sıkıntıdan bunalırken, o anda biçimlenen gerçek görünüme, onu gözlemleyebilmek için gerekli duyulardan yoksun olduğumdan ötürü, kapalı değil miyim? Birkaç yüzyıl sonra, aynı yerde, en az benim kadar umutsuz bir başka gezgin, benim görebilecekken gözden kaçırdığım şeylerin yok oluşu karşısında gözyaşı dökecektir. İkili bir sakatlığın kurbanıyım. Gördüğüm, keşfettiğim her şey beni yaralıyor; ama durmaksızın, yeterince çevreme bakamamaktan ötürü kendimi suçluyorum.

                                    ( Claude LEVI-STRAUSS,  Hüzünlü Dönenceler, 1955 )

.

.

.

.

[ Ankara, Kızılcahamam, Gölköy, 17.08.2014 ]

İçinde keşfetme arzusu varsa hiç durma, bekleme kimseyi !  Gezmek ve keşfetmek sizin için bir düşse ve bunun bir kısmını bile gerçekleştirmek istiyorsanız, hemen kalkın ve silkinin !  Bunun için öncelikle cesur olmanız, konforu unutmanız gerekir. Sanıldığı gibi zengin olmanız değil, ama cesaretli, meraklı ve dirençli olmanız şart.

                            ( Benian ÇULHAOĞLU,  Tek Başına Dünya Gezisi, 2012 )
.
.
.
.
[ Ankara, Kızılcahamam, Çırpan, 17.08.2014 ]

İçinde keşfetme arzusu varsa hiç durma, bekleme kimseyi !  Gezmek ve keşfetmek sizin için bir düşse ve bunun bir kısmını bile gerçekleştirmek istiyorsanız, hemen kalkın ve silkinin !  Bunun için öncelikle cesur olmanız, konforu unutmanız gerekir. Sanıldığı gibi zengin olmanız değil, ama cesaretli, meraklı ve dirençli olmanız şart.

                            ( Benian ÇULHAOĞLU,  Tek Başına Dünya Gezisi, 2012 )

.

.

.

.

[ Ankara, Kızılcahamam, Çırpan, 17.08.2014 ]